Haber Sitem

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bulduk, getirdik

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bulduk, getirdik

    Tarih 22Şubat2018, 11:34 Editör Haber Editörü

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen "11. Kalkınma Planı Tanıtım Toplantısı"na katıldı.

    Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, 11. Kalkınma Planı hazırlık çalışmalarının başarılı geçmesini diledi ve plan hazırlıklarında görev alanlara teşekkür etti.

    İnsanlığın tarih boyunca hep daha iyi bir hayatın ve refah düzeyini yükseltmenin arayışı içerisinde olduğuna işaret eden Erdoğan, farklı ülkeler ve toplumlar arasındaki kalkınma yarışının büyük bir rekabet içerisinde sürdüğünü söyledi. 

    Kendilerinin de millete hizmete talip olurken adalet ve kalkınmayı iki temel öncelik olarak belirlediklerini ifade eden Erdoğan, "Milletimizin karşısına çıkarken 'kaynak Türkiye'dir' demiştik. Tarihiyle, kültürüyle, girişimcileriyle, gençleriyle, kadınlarıyla... Velhasıl tüm potansiyeliyle milletimize inanarak yola revan olmuştuk." diye konuştu. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 yıllık iktidarları boyunca kalkınma alanında elde ettikleri başarıların cumhuriyet tarihinin kat be kat üzerine çıktığını vurgulayarak, "Bu sonuç milletimize inanmakta, güvenmekte ne kadar haklı olduğumuzun da ispatıdır." dedi.

    Giderek derinleşen ve çok boyutlu hale gelen küreselleşme sürecinin ülkelere büyüme ve gelişme yönünde önemli fırsatlar sunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Elbette bunun getirdiği bazı tehdit ve riskler de var. Bu süreçte fırsatları ve riskleri en iyi şekilde dengeleyip kaynaklarını azami ölçüde değerlendiren ülkeler hedeflerine ulaşabilecektir. Bunu yapamayan devletler ve toplumlar ise gerilemeye, mevzi kaybetmeye devam edeceklerdir. Bizim için amaçlarımıza ulaşmanın en önemli aracı planlamadır. Planlama doğru işi yapmak ve işi doğru yapmak demektir. Bunun için evvela önceliklerimizi doğru bir biçimde belirmemiz ve hayata geçirmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

    Acil eylem planı, dokuzuncu ve onuncu kalkınma planları, hükümet programları ve vizyon 2023 belgesinin planlı kalkınma anlayışının en somut örnekleri olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Kendi geleceğini planlamayan milletlerin başkalarının planlarının parçası olmaya mahkum olduğuna inanıyorum. Bugün bölgemizde ve tüm dünyada yaşanan gelişmeler bunun örnekleriyle doludur. Kalkınmayı yalnızca iktisadi alanla sınırlamıyor, sosyal ve manevi kalkınmayı da önemsiyoruz. Son 15 yılda gösterdiğimiz çabalarla kalkınma yaklaşımımızı insan odaklı, toplumumuzun tüm kesimlerini kucaklayan, daha kapsayıcı bir çerçeveye oturtmayı hamdolsun başardık. Bunun için yönetime geldiğimiz günden itibaren hem fiziki alt yapıya hem de insanımıza yatırım yaptık. Ulaştırma, enerji ve tarıma yönelik alt yapı yatırımlarının yanı sıra eğitim ve sağlık yatırımlarına ayırdığımız kaynaklarla ülkemizin her alanda aynı anda önemli bir sıçrama yapmasını sağladık."

    İş gücünün eğitim seviyesini ve verimliliğini yükseltirken sosyal güvenlik şemsiyesinin kapsayıcılığını da artırdıklarını belirten Erdoğan, "Ülkemizde yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin tanımı çok değişti. Bugün artık 'yoksul' demek yiyecek, ekmek bulamamak değil, belirli bir refah düzeyinin altında kalmak demektir. Aynı şekilde sağlıklı bir toplum oluşturmak için çocuk ölümlerinin azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesi başta olmak üzere pek çok temel göstergeyi olumlu yönde geliştirdik." dedi. 

    "Bilindiği gibi Türkiye, bölgemizdeki pek çok ülkeyle kıyaslandığında doğal kaynak zengini değildir." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu gerçeği bilmemiz lazım. Buna karşılık bilgi ve teknolojiyi esas alarak sanayileşme konusunda çok iyi bir sicile sahibiz. Artık dünün tekstil ve tarıma dayalı sanayisinin kısır döngüsünden çıkıp teknoloji yoğun bir sanayiye doğru geçiş yapıyoruz. Orta-yüksek teknolojili ürünler üretebilen bir imalat sanayi alt yapısını büyük ölçüde oluşturmuş durumdayız. Şimdi yüksek teknolojiye dayalı üretimin sanayideki payını artıracak bir atılıma ihtiyacımız var. Tabi bu arada sürdürülebilirlik ilkesini de asla ihmal etmiyoruz." diye konuştu. 

    Bir taraftan sanayileşmenin gerektirdiği enerji yatırımlarını yaparken diğer taraftan da Türkiye'nin doğal kaynaklarını da geliştirmeye çalıştıklarını belirten Erdoğan, "Kişi başına milli gelirimizi 3 bin 500 dolar seviyelerinden 11 bin dolar seviyesine ulaştırmış olmamız gerçekten tarihi bir başarıdır. Buraya durup dururken gelmedik, bir gayretle geldik." dedi. 

    Satın alma gücü paritesine göre ise kişi başına gelirde 2002 yılında Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 37'si düzeyindeyken bunun yüzde 62'sine kadar çıktıklarının altını çizen Erdoğan, "Nereden nereye? Refah seviyemizin 15 yılda üç katına ulaşmasında ve gelirin daha adil paylaşılmasında kalkınma yaklaşımımızın payı çok büyüktür." ifadesini kullandı.  

    Erdoğan, 2002 yılında 236 milyar dolar olan milli geliri, 2016 yılında 863 milyar dolara çıkardıklarını, bu büyüme performansıyla son 10 yılda 8,3 milyon ilave istihdam oluşturduklarını dile getirdi. 

    2002 yılında yüzde 11,3 olan bütçe açığının milli gelire oranını 2017 yılında yüzde 1,5 seviyesine düşürdüklerini anımsatan Erdoğan, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002'de yüzde 14,4 iken, 2017 yılında bunun yüzde 1,8'e gerilediğini bildirdi.   

    Erdoğan, "Mesela faiz giderlerinin milli gelire oranı yüzde 14,4 olarak kalsaydı, 2003-2017 döneminde dört kattan daha fazla faiz ödeyecektik. 2002 yılında yüzde 72'ye ulaşan kamu borç stokunun milli gelire oranını 2016 yılında yüzde 28'e kadar düşürdük. Bu oranla Avrupa'nın en iyi durumda olan ülkeleri arasındayız." diye konuştu.

    Burada yaptığı konuşmada Erdoğan, 2002'de 36 milyar dolar olan ihracatın, 2017'de 157 milyar doları aşmış vaziyette olduğunu belirterek, "Yeraltı kaynaklarıyla değil, işte bu ihracatımızla biz buralara geldik, geliyoruz." ifadesini kullandı.

    Erdoğan, Türkiye'nin 2002'de 17 milyar liralık kamu yatırımı yaptığını ancak hükümetleri döneminde bu rakamı, 7 kat artırarak, 2017'de 128 milyar liraya çıkardıklarını söyledi.

    Kamu-özel iş birliği modeliyle 1986'dan 2002'ye kadar toplam yatırım tutarı 11,4 milyar dolar olan 67 proje uygulanabildiğine işaret eden Erdoğan, 2002'den bugüne kadar ise toplam yatırım tutarı 50,6 milyar dolar olan 158 projeyi hayata geçirdiklerinin altını çizdi.

    "BUNA 'KAYNAKLARIN ÇEŞİTLENDİRİLMESİ' DENİR"

    Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Çıkmış diyor ki, 'nerede bunun kaynağı?' Kaynağı ne yapacaksın? Bu bir defa kamu-özel iş birliğiyle yapılan yatırım. Bu yatırım yapıldı mı? Yapıldı. Biz ne diyoruz bunu yapanlara, 'gel bakalım arkadaş kaç yıllığına, 15 yıllığına.' Peki sana 10 yıllığına veya al 15 yıllığına. 15 yıl çalıştıracaksın, 15 yıl sonra bize bunu vereceksin. Cebimizden bir kuruş çıkmadan biz bu yatırımı yaptırıyoruz. Bu süreç içerisinde belli oranda devlet yıl sonu bazılarından cirodan, bazılarından kardan da yine gelirimizi alıyoruz. Buna 'kaynakların çeşitlendirilmesi' denir. Ama bunu muhalefet bilmiyor, anlamıyor. Hazırda varsa yatırım yapılır zannediyor. Mesele hazırda olanı bitirmek değil, yeni kaynaklar bulmak suretiyle ne yapacaksın, mesele budur."

    Devasa yatırımları böyle yaptıklarına dikkati çeken Erdoğan, "Yavuz Sultan Selim Köprüsü böyle yapıldı. İşte Marmaray böyle, Avrasya Tüneli böyle, Osmangazi böyle. Bunlar böyle yapıldı. İnanın bu muhalefetin aklı, bu muhalefetin havsalası bunları almaz. Almadığı için de bunların dikili ağacı yok bu ülkede." diye konuştu.

    "BULDUK, GETİRDİK"

    Tüm dünyada sürekli bu kaynakları nasıl artıracaklarının arayışı içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Ve bulduk, getirdik. Bu yatırımları kamu-özel ülkemizde yaptırdık. İşte Ankara'da havalimanımız böyle, İstanbul Atatürk Havalimanı böyle, Türkiye'de dönemimiz içerisinde yaptığımız havalimanlarının tamamına yakını böyle. Yine yapmaya devam edeceğiz. Bunlar öğrenene kadar değil, öğrenseler de, öğrenmeseler de devam edeceğiz." dedi.

    Duble yol, ulaştırma, doğalgaz yatırımları

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle ulaştırma yatırımlarıyla uzakları yakın ettiklerini belirterek, ülkede 79 senede yapılan toplam 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol ağı uzunluğunu, 2002'den sonra 26 bin kilometreye çıkardıklarını söyledi.

    Erdoğan, 2002'de Türkiye'de bulunmayan Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatlarını, 2017'de bin 213 kilometreye çıkardıklarını ifade ederek, "YHT mi vardı? Yok. Ama şimdi YHT'miz var. Bunlar durup dururken olmadı ki, yan gelip yatsaydık bunlar olmazdı. Ama düşündük, çalıştık, koşturduk, aradık, bulduk, ülkemize getirdik ve bu yatırımları yaptık." açıklamasını yaptı.

    Şu anda halen inşası süren hatlarla bu rakamın çok yakında iki katına yükseleceğinin altını çizen Erdoğan, 2002'de 26 olan uçuşa açık havalimanı sayısını 55'e çıkardıklarını aktardı. Erdoğan, "Bununla yetinmiyoruz, yeni havalimanının yapımını da şu anda sürdürüyoruz." diye konuştu.

    2002'de doğalgaz, 6 ilde kullanılırken, 2017 sonu itibarıyla 78 ilde doğalgaz erişim imkanı bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

    "Öyle modern ülke, çağdaş ülke lafla olmuyor. Modern ülke böyle olur. Ülkenin her yerini doğalgaz ile donatırsın, modern ülke olursun. Analarımız neler çekti? Benim anam 5 kat apartmanın alt katından kömürü taşır, sadece kömürü taşımakla kalmaz, onun isi, sisi, kirliliği vesaire. Onlarla ne çileler çekerlerdi. Bir odada soba onun dışında başka bir şey yok. Biz bunları yaşadık, böyle yetiştik, böyle geldik. Ama şimdi bakıyorsun doğalgazla hemen düğmeye bas, dairenin tamamı ısınsın, sıcak suyu hepsi gelsin. Modern olmak bu. Öyle lafla modern olmak yok. Yaşam tarzına bunu yansıtmaktır modern olmak. Bunu böyle yaparsan olur."

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıl sonuna kadar tüm illere doğalgaz ulaştırmayı planladıklarını dile getirdi.

    Mobil telefonda 8. Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal'ın devrim yaptığını belirten Erdoğan, "Dağların başına kadar işte GSM'i o çıkardı. O bir dönüşüm, o bir değişimdi." dedi.

    "TÜRKİYE RASTGELE BİR ÜLKE DEĞİL ARTIK"

    Erdoğan, 2002 sonunda 23 milyon olan mobil telefon abone sayısının geçen yıl 78 milyona ulaştığına işaret ederek, 2009'da 2,5 milyon olan mobil geniş bant abone sayısının da yine geçen yıl 57 milyona ulaştığını söyledi.

     "Türkiye rastgele bir ülke değil artık." ifadesini kullanan Erdoğan, gururla övünülmesi gereken bir diğer alanın da savunma sanayindeki hamleler olduğunun altını çizdi. Erdoğan, Türkiye'nin 2002'de 66 savunma projesini yaklaşık yüzde 20 yerlilik oranıyla yürütürken, 2017'de 600 projeyi yüzde 65'in üzerinde yerlilik oranıyla sürdürür hale geldiği bilgisini verdi.

    Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Hani şu anda Afrin'de zırhlı taşıyıcılarımız var. Neredeyse bunların tamamına yakını bizim, yerli. Artık bizim silahlı insansız araçlarımız var. Yıllarca biz stratejik ortağımızdan bunları istedik, aldığımız cevap şuydu, 'kongre müsaade etmiyor.' Tamam da siz bunu başkalarına veriyorsunuz, ben senin stratejik ortağın değil miyim? Biz NATO'da beraber değil miyiz? Niye bize vermiyorsun? Şartları zorluyoruz ama vermiyor. 'Olsa olsa biz size belli sürelerle bunu kiralayalım.' Hani bizde bir söz var, 'kötü komşu ev sahibi yapar' diye. Bu kötü komşular, bizi en sonunda hamdolsun silahsız ve silahlı insansız hava aracı sahibi yaptılar."

    Bu aracı üretenlere teşekkür eden Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Çünkü bu olay sıradan bir olay değil. Eğer şu anda bunu biz kendimiz üretiyor olmasaydık bir tane insansız hava aracımız düşse ne olur diye düşünürdük? Ama şimdi düşünmüyoruz. Düşürürseniz düşürün ikincisi de var, üçüncüsü de var, dördüncü de var gelin. Şimdi geçen bir helikopterimiz düştü. Tabii yandık, yıkıldık. Niye? İki pilotumuz gitti. Üzüldük. Ama hemen oradaki bu sistemlerin sorumlusu olan arkadaşımızın söylediği şu; 'Cumhurbaşkanım biz üzülüyoruz.' Niye üzülüyorsunuz? 'İnsansız hava aracında silahlısında, silahsızında insan yok ki düşerse düşer. Biz niye bazı şartlarda da onları uçurmuyoruz? Onları uçuralım.' Vursunlar o düşsün ama hiç olmazsa benim pilotum şehit olmaz. Şimdi biz buraya geldik. Şimdi bunu daha iyiye, daha ileri taşıyacağız. Tank, yakabilirler. İçinde 5 şehidim. Ama şimdi öyle bir yere gelmemiz lazım ki biz, insansız tankları da üretir hale gelmemiz lazım ve bunu da yapacağız."

    Türkiye'nin birçok silahı üretir halde olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu konuda gerek devlet gerekse özel sektörün çalışmalarını hızla sürdürdüğünü dile getirdi.

    Erdoğan, Türkiye'nin 2002'de yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçesi olan bir savunma projesi stokuna sahipken, geçen yıl 41 milyar doların üzerinde bir proje hacmine ulaşıldığını anlattı. Erdoğan, son 15 yılda da tarımda çok önemli mesafeler kat edildiğini, 2002'de yaklaşık 2 milyar lira olan tarımsal desteklerin 2017'de 13 milyar liraya yükseldiğini söyledi.

    Eğitim ile sağlık hizmetlerinde erişim ve kaliteyi de önemli ölçüde artırdıklarına işaret eden Erdoğan, 15 yıl önce özel okullar dahil 380 bin derslik varken, 2017'de bu sayının 683 bine ulaştığını söyledi. Geçmişte 75 kişilik sınıflarda eğitim verildiğini hatırlatan Erdoğan, sınıfların şu andaki öğrenci sayısı ortalamasının 23 olduğunu aktardı.

    Erdoğan, nitelikli öğretmen sayısını artırmak için de çalıştıklarının altını çizerek, "Yüksek öğretimde ise 2002 yılında 1,1 milyon olan örgün öğrenci sayısı, 2017 yılında 3,8 milyon olurken, üniversite sayısı da 75'den 185'e çıktı. Böylece yüksek öğretimdeki okullaşma oranı yüzde 19'dan yüzde 42,4'e ulaşmış oldu." diye konuştu.

    Yüksek öğretim yurtlarındaki yatak kapasitesinin de 630 bine ulaştığını anlatan Erdoğan, öğrencilerin evlerde değil, yurtlarda kalmasını istediklerini aktardı.

    Erdoğan üniversitede değil, ortaöğretimde yurt hayatı yaşadığını, bu nedenle yurtların değerini ve kıymetini çok iyi bildiğini anlattı.

    Araştırma geliştirme harcamalarının milli gelire oranının yüzde yarım seviyesinden, yüzde 1'e çıktığını aktaran Erdoğan, "Araştırmacı sayısı ise 24 binden 100 bine yükseldi. Hizmet kalitesinde vatandaşlarımızın en fazla memnun olduğu alanlardan biri olan sağlık alanında da önemli mesafeler katettik. 2002 yılında 19 bin olan toplam nitelikli yatak sayısını, 2016'da 127 bine yükselttik.15 yıl önce 378 bin olan sağlık personeli sayısını 914 bine çıkardık." dedi.

    Erdoğan, yeni hedefin "Şehir hastaneleri kurmak" olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    "Sağlık alanında yeni bir devrimi hayata geçiriyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda yoksulumuzu gözettik. Gelir dağılımını iyileştirdik. Ülkemizde kişi başı günlük 2,15 doların altında yaşayan nüfus kalmadı. Kişi başı günlük 4,3 dolar gelir seviyesinin altında bir gelirle yaşayan nüfusumuz, 2002 yılında yüzde 30 iken bu rakamı yüzde birler seviyesine kadar düşürdük. 2002'de 2 milyar lira sosyal yardım ve sosyal hizmet harcaması yapılırken, bu rakamı, 38 milyar liraya çıkardık. Hiç bitmeyen ve bitmeyecek olan kalkınma yolculuğunda hedeflerimize ulaştıkça kendimize daha büyük hedefler koyarak, ülkemizi dünya sıralamalarında çok daha üst sıralara çıkarmayı sürdüreceğiz."

    "2033'Ü DE GÜNDEMİMİZE ALDIK"

    Cumhuriyetin kuruluşunun yüzüncü yılında Türkiye ekonomisini dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmek için 2023 vizyonunu geliştirdiklerini anlatan Erdoğan, "Bugün 2023'e beş kala artık daha uzun soluklu hedefleri benimseme, ortaya koyma aşamasındayız. 2053 ve 2071 vizyonlarını kendimize ufuk çizgisi olarak belirledik. Bu ufka doğru emin adımlarla yürürken, daha ziyade orta vadeli bir planlamayı ifade eden 2033'ü de gündemimize aldık." diye konuştu. 

    Dünyanın giderek daha hızlı bir şekilde değiştiğini belirten Erdoğan, bu değişimin tetikleyicisi olan teknolojik ve ekonomik gelişmelerin, farklı coğrafyalarda siyasi dönüşümleri de hızlandırdığına işaret etti. Erdoğan, bu gerçeği dikkate alarak hazırladıkları 2033 hedeflerinin daha sonraki vizyonlara ulaşma bakımında bir sıçrama noktası olacağını vurguladı.

    Türkiye'nin genç ve dinamik bir nüfusu olduğunu aktaran Erdoğan, bu durumu korumak için sıklıkla "en az üç çocuk" sözünü söylediğini anımsattı. "Genç nüfusumuzun yaşlanmaması, ihtiyar hale gelmemesi lazım" diyen Erdoğan, ekonominin kaynağının insan olduğunu, insan varsa istihdam, yoksa hiç bir şeyin olmayacağını vurguladı. Erdoğan, bu nedenle özellikle doğumlara büyük önem verilmesini istedi.

    Gençlerin eğitim öğretim kalitesi ve iş gücünün niteliğinin artırılarak, kalkınma seviyesinin gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmakta kararlı olduklarını kaydeden Erdoğan, dün akşam Makedonya Cumhurbaşkanı Gyorge İvanov ile yemek yediğini anımsattı. İvanov'un "Batı bitiyor" ifadesini kullandığını söyleyen Erdoğan, bunun nedenini sorduğunda İvanov'un "Nüfusu bitiyor, onun için. Yaşlı bir nüfus bundan sonra daha bir yere gidemez" dediğini aktardı.

    Bunun yerinde bir tespit olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları belirtti:

    "Bizim bu nüfusun kadir kıymetini bilmemiz lazım. Nitelikli insan gücüne dönük eğitim, sanayi iş birliği programlarımızı daha da güçlendirerek, kadınların iş gücüne katılım oranını artırarak, hedeflerimize adım adım ulaşacağız. Son 15 yılda yaptığımız atılımlarla ülkemizi eğitim, sağlık ve gelir seviyelerini önce Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi'nde, yüksek insani gelişmişlik seviyesine çıkardık. Bu noktada da asla geri durmayacağız. Şimdi ülkemizi, en yüksek insani gelişmişlik seviyesine ulaştırma gayretimizi devam ettireceğiz."

    İnsani gelişmişlik seviyesini, sadece bunlarla sınırlandırmadıklarını ifade eden Erdoğan, insani gelişmişliğin en bariz ölçüsünün, "komşusu açken tok yatmamak" olduğunu anlattı.

    Aynı zamanda insani gelişmişliğin, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışına göre hareket etmek olduğunu da bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Kadim medeniyetimizin değerlerinden o süzülüp gelen insani gelişmişlik yaklaşımımızı sadece maddi değil, manevi ölçülere göre de şekillendiriyoruz. İşte şu son günlerde yaşadığımız özellikle taciz olayları, ne yazık ki bu sıkıntının şu anda ülkemizdeki çok açık, alçakça, adice bir uygulamasıdır. Şimdi hükümetimiz biliyorsunuz bununla ilgili yasal bir düzenleme yapıyor. Bu yasal düzenlemeyle de buradaki caydırıcılık hükümlerini ileri bir noktaya taşımanın hesabı, gayreti içerisindeyiz. Bunların affı olamaz. Bunlar bağışlanamaz. Bunları görmemezlikten asla gelemeyiz. Ne gerekiyorsa bunlar için bunun devlet planında bizim yapmamız gerekiyor. Eşitlikle adaleti de esas alan insanı yaratılmışların en şereflisi gören bir anlayışla politikalarımızı belirlemeye devam edeceğiz."

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilginin önemi ve değeri artarken, yenilikçilik ve farklılık oluşturmanın en önemli rekabet unsurları haline geldiğine de işaret ederek, bu süreçte "4. sanayi dalgası" gibi yeni teknolojilere dayalı üretim yapısına geçerken, diğer yandan da insanı zihni ve fiziki becerilerinden yararlanılacak, yeni alanlarda istihdam edilmesine ihtiyaç olduğunu bildirdi.

    Eğitim öğretim ve Ar-Ge'ye ayrılan kaynakların artırılarak imalat sanayisinde yüksek teknolojili üretimin payının yükseldiği bir dönüşümü yakalamak gerektiğinin altını çizen Erdoğan, böylece Türkiye'nin, bölgesel bir güç olmanın yanında küresel düzeyde bilgi üreten bir güç haline de geleceğini vurguladı.

    Ekonomik ve teknolojik atılımların, bu potansiyeli yeni yatırım fırsatlarına dönüştürecek şekilde gerçekleştirmede de kararlı olduklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin ancak bu şekilde enerji, ulaştırma, lojistik ve ticarette bölgesel bir cazibe merkezi haline getirilebileceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Türkiye karayolu taşımacılığı sektörünün, filo büyüklüğü bakımından, AB ve çevre ülkeler arasında lider ülke konumundadır. Ayrıca hinterlandındaki ülkelere nazaran ülkemizin sahip olduğu sağlık ve yükseköğretim alt yapısı, hizmet ihracatı açısından önemli bir potansiyeli ifade ediyor. Teknolojik yatırımlarımızın etkileri sadece ekonomik alanda değil, savunma sanayi alanında da kendisini gösteriyor. Savunma sanayinin birçok alanında artık milli teknolojilere sahibiz. 

    Ülkemize yönelik pek çok iç ve dış tehdidi yerli ve milli üretim sayesinde başarıyla bertaraf ediyoruz. Afrin'de eğer biz birilerine muhtaç durumda olsaydık şu anda geldiğimiz konum bu olmayacaktı. Ama hamd olsun kimseye muhtaç olmadan kendi göbeğimizi kestik, yola çıktık. Bu sabah itibarıyla 1780 teröristi etkisiz hale getirdik."

    "MİLLİ ÜRÜNLERİMİZİ TÜM DÜNYAYA DAHA FAZLA İHRAÇ EDER KONUMA GELECEĞİZ"

    Türkiye'nin kendi silahı, zırhlı taşıyıcısı, tankı, topu olunca askerin de yüreği ve cesaretinin arttığını dile getiren Erdoğan, "İşte dün güneyden öyle bir çıkış yapmak istediler, toplarımız hemen anında gereğini yaptı. Silahlı insansız hava araçlarımız gereğini yaptı ve geri dönmek zorunda kaldılar. Mesele bu. Durmayacağız, yola devam edeceğiz. Önümüzde inşallah savunma sanayi, ulaştırma ve enerji başta olmak üzere yerli ve milli ürünlerimizi tüm dünyaya daha fazla ihraç eder konuma da geleceğiz." şeklinde konuştu. 

    Erdoğan, pek çok büyük şehrin, üniversite, ticaret, kültür alanlarında bölgesel ve küresel düzeyde cazibe merkezi olma yolunda ilerlediğini, bundan dolayı da umutlu olduklarını söyledi. İstanbul'u doğu ve batı sermayesinin buluştuğu güçlü bir finans merkezi haline getireceklerine işaret eden Erdoğan, "Hedefimiz gelecek nesillere iftihar edecekleri, medeniyetimizin göstergesi ve kimliği olacak değerde şehirler bırakabilmektir." dedi. 

    "Anadolu'yu yurt edinmek üzere geldiğimiz günden bugüne, ecdadımız bu toprakları imar edebilmek için büyük hayaller kurdu, çok çalıştı." şeklinde konuşan Erdoğan, ülkenin kalkınma çabasının, ecdadın kurduğu bu hayallerin ve çalışma azminin ileriye taşınmasını ifade ettiğini aktardı.

    "BU TOPRAKLARA BU İMAR, YETERLİ DEĞİL"

    Sadece Türkiye'nin değil, milletle birlikte tüm dost ve kardeş ülkelerin de refaha kavuşmasını istediklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Diyoruz ki bu topraklara bu imar, yeterli değil. Bizim şu anda tüm bu tarihi eserleri ihya ve inşamız, bize yeterli değil. Daha çok çalışacağız. Bunların hepsini ihya edeceğiz. Turistler geldikleri zaman bu eserleri gördüğünde inanıyorum ki bunların hepsinin dudakları uçuklaması lazım. Bunu yapar mıyız, yaparız. Yapıyoruz muyuz, yapıyoruz."

    "DEDİM Kİ SAYIN TRUMP ÖYLE DEĞİL"

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin insani ve kalkınma yardımlarıyla rakam bazında dünyada ikinci, milli gelire oranla da dünyada bir numara olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

    "Hamd olsun. Veren el alan elden üstündür. Şimdi Amerikalılar diyor ki 'biz en çok yardımı yapan ülkeyiz'. Dedim ki 'Sayın Trump öyle değil'. Yanımdaki OECD'nin raporunu çıkardım önüne koydum. Siz normalde birincisiniz, doğru. Ama bir de milli gelire oranla bir bak bakalım. Milli gelire oranla baktığın zaman Türkiye bir numara. Ölçüyü doğru koymamız lazım. Aynı şekilde bugün çoğu Afrika, Balkanlar ve Türk cumhuriyetlerinden gelen 16 bin 500 öğrenciye Türkiye burslarıyla ülkemizde kaliteli eğitim imkanı sunuyoruz. Kazancımızı mazlumlarla, mağdurlarla, dostlarımızla, kardeşlerimizle paylaşma irademizin bir tezahürü olan bu tablodan dolayı da iftihar ediyoruz. Önümüzdeki dönemde insani ve kalkınma yardımlarımızı artırarak sürdürme kararındayız."

    "2023 HEDEFLERİNİN VARIŞ NOKTASI OLACAK"

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek beş yıllık süreci kapsayacak ve 2023 hedeflerinin varış noktası olacak 11. Kalkınma Planı dönemini en iyi şekilde değerlendirmek gerektiğinin altını çizdi.

    Bu dönemde iş yapış biçimlerinden yatırımlara, kamu hizmetlerinden şehirleşmeye kadar atılan her adımda kalitenin birinci öncelik olacağını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

    "Fiziki alt yapıdan teknolojiye, eğitimden sağlığa, emniyetten adalete ve demokrasimize kadar her alanda ülkemizi bir üst lige çıkarmakta kararlıyız. Bunun için kalkınmanın bizatihi amacı ve aynı zamanda da aracı olan insanımıza yaraşır biçimde çok boyutlu, dinamik ve akıllı planlar yapıyoruz. Geçmiş tecrübelerimizden faydalanarak, toplumumuzun tüm kesimlerinin istek ve ihtiyaçlarına yönelik iddialı ve gerçekçi hedefler oluşturuyoruz. Bu kapsamda 11. Kalkınma Planı döneminde yenilikçi, yerli ve milli üretime dayalı, yüksek teknoloji üretir hale gelen güçlü bir ekonomik yapıyı oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu yapıyla savunma sanayi, ilaç ve yazılım alanları başta olmak üzere katma değeri yüksek pek çok sektörde söz sahibi olmayı hedefliyoruz."

    "MATEMATİK, FİZİK, KİMYA VE BİYOLOJİ GİBİ TEMEL BİLİMLERE DAHA FAZLA KAYNAK AYIRACAĞIZ"

    Biyoteknoloji, malzeme teknolojileri, bilgi ve iletişim teknolojilerinde kapasiteyi artırarak ileri teknolojili sektörde üretim yapar hale gelineceğini bildiren Erdoğan, "Bunun başka çaresi yok. Bunun için de matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi temel bilimlere daha fazla kaynak ayırarak nitelikli insan yetiştireceğiz." ifadesini kullandı. 

    Plan döneminde sanayinin dijitalleşmesinin yol haritasını ortaya koyarak üretimde hız, verimlilik ve kaliteye odaklanacaklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Katma değeri yüksek, yenilikçi ürünler üretmek suretiyle dünya pazarlarında daha rekabetçi olacağız. Geleneksel sanayi kollarımızı da günün şartlarına göre dönüştürerek bu sektörlerdeki istihdamın niteliğinin artarak sürmesini sağlayacağız. İnsanımızın kaliteli bir hayat sürmesi için yeterli ve sağlıklı gıdaya ulaşılabilmesini de temin edeceğiz. Bu konuda gerek hocalarımızdan gerekse bu çalışmaları yürütenlerden bir şeyi ısrarla ben de talep ediyorum. Doğala önem vermemizin şartını burada duyurmak istiyorum. Kanser gibi rahatsızlıkların temelinde doğalın olmadığına inanıyorum. Kimyasalın ağırlıkta olduğu üretimler sebebiyle ilaç sanayinde darbeler yediğimize inanıyorum. Bu konunun üzerinde bence hocalarımızın durması lazım. Biz, kimyasaldan doğala mı gideceğiz, doğaldan kimyasala mı gideceğiz? Bunlar üzerinde de bir çalışmanın yapılmasının gereğine inanıyorum. Bu kapsamda gıda kayıp ve israfının önlenmesine, tarımsal üretimde kendine yeterliliğe ve verimliliği artırmaya odaklanacağız."

    GDO'lu ürünlere karşı uyarı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, GDO'lu ürünler noktasındaki hassasiyetin artırılması gerektiğine dikkati çekerek, "Devlet olarak birinci derecede bu bizim sorumluluğumuzda. Onun için de hükümet olarak bu konuda atacağımız adımların hassasiyetini özellikle ifade etmek istiyorum." dedi. 

    Dijital ekonominin gerektirdiği özellikleri kazandırarak iş gücü niteliğini artıracaklarını anlatan Erdoğan, enerjide yerli kaynakları daha fazla değerlendirerek nükleer enerjiyi elektrik üretimi amacıyla kullanacaklarını ve yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimindeki payı artıracaklarını aktardı.

    Büyük medeniyetlerin organizasyon kabiliyetleri dolayısıyla kurumsallaşmaları ileri olan medeniyetler olduğuna işaret eden Erdoğan, bu bakımdan karar alma, hız ve kalitesini artıracak olan Cumhurbaşkanlığı sisteminin gerektirdiği yapılanmayı kısa sürede tamamlayacaklarını anlattı. Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Daha rekabetçi ve dinamik bir yapıda işleyen yeni fırsat pencerelerinden yararlanarak katma değer üreten, işlem maliyetlerini azaltan, iyi uygulamalarla fark oluşturan bir kamu yönetimi sistemine geçeceğiz. Bütün bunları yaparken toplumsal bütünleşmenin daha iyi sağlanabilmesi için güven, dürüstlük, liyakat, vatanseverlik, dayanışma gibi temel değerlerimizi daha da güçlendireceğiz. Bu dönemde ekonomi politikalarımızın odağında yine üreten, ihraç eden ve yenilikler yaparak daha iyi bir hayat için imkan sağlayan güçlü bir özel sektör olacaktır. Plan kapsamında oluşturacağımız politika ve önceliklerimizi tüm kesimlerin sahiplenmesi ve benimseyerek uygulaması da önemlidir. Bu süreçte kamu kurum ve kuruluşlarına ilaveten özel sektör başta omak üzere sivil toplum, üniversitelerimiz ve diğer bütün kesimlerin aktif katılımı, desteği ve katkıları olmazsa olmazımızdır."

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11. Kalkınma Planı'nın Türkiye'ye hayırlı olmasını dileyerek, plana ve Kalkınma Bakanlığına destek verilmesi çağrısında bulundu.

    Toplantıya, Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan da katıldı.

    Bu haber 10561 defa okunmuştur.

    Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

    Ekonomi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Afrika kıtasının tamamıyla iş birliğimizi güçlendirmenin gayreti içindeyiz

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Afrika kıtasının tamamıyla iş birliğimizi güçlendirmenin gayreti içindeyiz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’na katıldı. Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde ...

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Yeni bütçeyle ekonomimizi; kur, faiz ve enflasyon şer üçgeninde kurulan tuzaktan kurtarmakta kararlıyız

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Yeni bütçeyle ekonomimizi; kur, faiz ve enflasyon şer üçgeninde kurulan tuzaktan kurtarmakta kararlıyız Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup...

    HAVA DURUMU

    Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.


    RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi